Lisans
Yüksek Lisans
Doktora
Erasmus Programı
Hukuk Fakültesi Dergisi
DEHAMER
Etkinlikler
Öğrenci Toplulukları
   

Anasayfa > Eğitim & Öğretim > Lisans > Aktif Eğitim

 


DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ
HUKUK FAKÜLTESİ'NDE AKTİF EĞİTİM

 

 

Anlatım Düzeni

1. Klasik Hukuk Eğitiminde Karşılaşılan Olumsuzluklar

2. Aktif Eğitimde Temel Anlayış

3. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde    
    Probleme Dayalı Öğrenim

4. Probleme Dayalı Öğrenim Sonuçları ve Genel 
    Değerlendirme

 

1. Klasik Hukuk Eğitiminde Karşılaşılan Olumsuzluklar

Bir taraftan yeni kurulan fakülteler, diğer taraftan eski ve köklü olmasına rağmen eskisine nazaran eğitim kadrosundan, gücünden çok şey kaybetmiş fakülteler gelecek için ciddi sorunları şimdiden bizlere haber vermektedir. Bugün tüm hukuk fakültelerindeki hukuk öğretimi çağdaş hukuk öğrenimi ile bağdaşmamaktadır. Özellikle 60 70 yıl öncesinin özel koşullarına göre benimsenen yöntemler hala uygulanmaya çalışılmaktadır. Üstelik bu öğretim seksenli yılardan sonra giderek güç ve kalite kaybına uğramış ve o günler aranır hale gelmiştir.

Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi de bu öğretimi sürdürürken mevcut öğretimin aşağıdaki olumsuz yönleri nedeniyle hukuk öğretiminde reform arayışına girmiştir. Bu arayışlar köklü bir değişimle probleme dayalı bir öğretim yapılması yönünde olmuş ve 2001-2002 öğretim yılında probleme dayalı öğrenime geçilmiştir. Belki birkaç fakülte dışında aşağıdaki olumsuzluklar tüm hukuk fakültelerindeki klasik öğretimin ortaktır. Bu olumsuzluklar;

A. Öğrenci sayısı aşırı ölçüdedir

Mevcut hukuk fakültelerinde öğrenci sayısı fakültelerin hem fiziki hem de öğretim kadrosunun çok üzerindedir. Başta İstanbul ve Ankara’daki hukuk fakülteleri olmak üzere hukuk fakültelerine kapasitenin üzerinde öğrenci alınmaktadır. Bu öğrencilerin fakülteye devam etmeleri halinde oturup ders dinleyecekleri yer bulunmamaktadır.

B. Devam zorunluluğu fiilen bulunmamaktadır

Öğrenci sayısının çok yüksek olması yanında aslında devam zorunluluğu bulunmasına rağmen, gerek devam halinde öğrencilere oturabilecekleri yer sağlanamadığı için gerekse bu kadar öğrencinin yoklamasını yapmanın çok zaman alacağı düşünülerek devam zorunluluğu aranmamaktadır. 

C. Fotokopi ders kitaplarının yerini almıştır

Devam etmeyen öğrenciler genellikle o derste takip edilen ders kitabı ve notlarını elde ederek başarılı olmaya çalışmaktadırlar. Öyle ki hiç kitap okumadan sadece fotokopi ile çalışarak başarılı olan öğrencilerin sayısı her geçen gün artmaktadır.

D. Pratik çalışmalar aktif katılımı sağlayamamaktadır

Derslerde zaman zaman pratik çalışma adı altında uygulamalı çalışmalar yapılmaya çalışılsa da, bu çalışmalarda çok kalabalık sınıflarda yapılabilmekte ve yüzlerce öğrencinin arasından üç veya beş öğrencinin katılımı sağlanabilmekte, diğer öğrenciler ise  verilecek cevapları yazarak bu çalışmalara pasif olarak katılmaktadır.

E. Öğrenci soru sormadan, tartışmadan mezun
    olabilmektedir

Dersler hep bir öğretim üyesi tarafından anlatılarak işlendiğinden öğrenciler dersle ilgili bir tartışma yapamamakta ve hatta soru soramamaktadır. Konferanslar biçiminde aktarılan bilgi ne kadar güzel biçimde sunulsa da, hukuksal sorunlarla sunulmadığı takdirde, neden ve niçin öğrenildiği anlaşılmadığından kalıcı olmamaktadır.

F. Sınav sistemi çalışmaya teşvik etmemektedir

Bütün yıl anlatılan bilgiler sonunda öğrenci senede bir kez yapılan ara sınavı ile sınanmakta daha sonra da bir final sınavı ile başarılı olup olmayacağı belirlenmektedir. Senede bir veya iki kez sınav yapıldığından öğrenci sadece bu sınav dönemlerinde ders çalışmakta diğer zamanlarda ise ya sadece dersi dinleyerek yetinmekte ya da derslere devam etmeyerek başka şeylerle ilgilenmektedir.

2. Aktif Eğitimde Temel Anlayış

Yukarıda kısaca belirtildiği üzere, klasik eğitimin temeli ve yaygın uygulaması takrir, yani öğretim üyesinin aktarımı, öğrencinin pasif dinlemesine dayanmaktadır. Zaman zaman yapılan pratik çalışmalarda ise, sadece hukuki bilginin somut bazı olaylar üzerinde incelenmesi sağlanmaktadır. Pratik çalışma uygulamaları, teknik eğitim sistemi anlamında yarı aktif bir sistem olarak dahi nitelendirilemez. Klasik eğitimde öğrenci pasiftir ve sadece dinleyici konumundadır, hatta bazı öğretim üyelerinin ders anlatımı sırasında soru sormayı yasaklaması sebebiyle öğrenci hiç konuşmamakta, bu ise, öğrencinin dersle ve bilgi ile bağlantısını koparmaktadır. Pratik çalışmalarda ise, bütüncül bilgi denetimi değil, sadece o derse ilişkin uygulamalar yapılmaktadır. Bugün gelinen noktada öğrenciler, alıştıkları pasif öğrenme şekli sebebiyle, pratik çalışmaların cevaplarını öğretim üyesinden bekler hale gelmişlerdir.
Mevcut sistem içerisinde, öğretim üyesi, öğrenciyle bilgi iletişimini sağlıklı kuramaması sebebiyle, sadece bir aktarıcı durumunda bulunmaktayken; öğrenci ise, artık kitaplardan çalışmayı bırakarak fotokopi ve sınav müptelası haline gelmiştir. Öğrencilerin en azından bir kısmında, Fakültede bulunmanın, derse katılmanın sonucu pek değiştirmediği, fotokopilerden çalışarak sınavlarda başarılı olunabileceği kanısı yaygınlaşmış ve bunun sonucunda da bir fotokopi sektörü oluşmuştur. Derslerde bilgiler parça parça verilmekte, sınavlar da ise bütüncül bilgi değil parçalanmış bilgiler değerlendirilmektedir. Sadece aktarıcı durumda olan öğretim üyesi sebebiyle, ezberci ve hukuki soruna tek açıdan bakan öğrencinin bir hukuki meselenin farklı yönlerine aynı anda bakma yeteneği ve bilgisi gelişmemektedir. Örneğin, bir trafik kazasındaki ceza hukuku, borçlar hukuku, yargılama hukuku, -duruma göre- idare hukuku, şahsın hukuku, aile hukuku ve miras hukuku sorunları ayrı ayrı değerlendirilmekte, bunların birlikte değerlendirilmesi ve bir sonuca varması istendiğinde öğrenci şaşkınlığa düşmektedir.

Mevcut yapı içerisinde öğrencinin araştırma, kaynaklara ulaşma, kaynakları kullanma, gelişmelere uyum sağlama, sorunu bulup bütün olarak değerlendirme ve sorunu çözme yeteneği neredeyse yok denecek kadar azdır. Ayrıca öğrencinin araştırma ve tartışma yetenekleri de mevcut sisteme içerisinde gelişememektedir. Deyim yerindeyse öğrenciler kalabalık içinde kaybolmaktadır. Dersin öğretim üyesine göre, öğrencinin bu yetenekleri gelişebilmekte veya yönlendirilebilmektedir. Farklı ve öğrenciyi aktif kılan öğretim üyesi sayısı ise oldukça azdır ve bireysel çabalar seviyesindedir. Oysa sorun temelde sistem sorunudur.

Aktif eğitimde temel anlayış, eğitimi aktif hale getirerek eğitim kalitesini ve öğrencinin öğrenme etkinliğini artırmaktır. Öğrencinin bir derste (bazen kendi çabası, bazen bazı öğretim üyelerinin çabası ve etkin ders uygulaması ile) aktif olması aktif eğitim değildir. Klasik sistem içerisinde de bir veya birkaç derste öğrenci kısmen aktif hale getirilebilir. Oysa aktif eğitimde, sistem olarak değişiklik yapılmakta, öğretme ve öğrenme yöntemi aktif hale getirilmekte, öğrencinin ezberci öğrenme anlayışından, araştıran, kaynakları kullanabilen, tartışan, bilgiyi bütün olarak kullanabilen, sorunları tespit edip çözebilen, yeni bir sorun karşısında şaşırmayan, çözüm üretebilen kabiliyeti kazanması amaçlanmaktadır.

Hayatın ve hukuki ilişkilerin tek boyutlu olmadığı, sürekli gelişip farklılaştığı düşünülürse, tek yönlü ve ezberci eğitim yetersizdir. Bugün öğretilen şey yarın unutulmakta veya bugün mevcut olmayan yeni bir hukuki kurum yarın karşımıza çıkmaktadır. Oysa asıl olan, öğrenmeyi öğrenen, yeni sorunlara adapte olup bunlar karşısına şaşırmayan, çözüm üretebilen, kaynakları kullanabilen hukukçular yetiştirmek olmalıdır.

Fakültemizde klasik sistemden aktif eğitime geçilmesinin mimarlarından olan ve o dönemde fakülte dekanlığı görevini üstlenmiş olan Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez bu konuda şöyle demektedir:

"...Günümüzde hukukun her alanındaki kurallar gittikçe büyümektedir. Bu kuralların tümünü hukukçunun bilmesi mümkün değildir. Bunun aksini düşünmek hayalci bir yaklaşımdır. Probleme dayalı öğrenim öğrenciye nasıl öğreniliri öğretir. Başka bir ifade ile bilgiye ulaşmayı öğretir. Bu yöntem en basit biçimi ile sorunları tespit etme ve akıl yürütmenin en iyi yoludur... Probleme dayalı öğretim öğrencileri hukukun özü ve öz kuralları üzerinde eğitmektedir. Problem çözerek öğrenen öğrenci, bir hukukçu nasıl düşünürü öğretir. Amaç kısa sürede unutulacak önemsiz bilgileri anlatmak yerine hukukun esasını öğrenir. Olay çözen öğrenci yargılama yapma yeteneğini, karmaşık bir hale gelmiş olayı kısa ve öz olarak açıklama ve çözme gücünü kazanır. Günümüzde hukukçunun her hukuk kuralını bilmesi ve bunları hukuk öğrenimi sırasında öğrenmesi ve bilmesi ne mümkün ne de gereklidir. Probleme dayalı öğrenim bilgiye nasıl ulaşılacağını, nasıl öğreniliri öğrenme olanağı verir.

 Bir hukuk fakültesi öğrencisi üçüncü sınıfta aşağıdaki Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 308. maddesini okuduğunda bu maddeyi nasıl anlayacak ve nasıl uygulayacaktır?

“Davanın esnayı tahkikinde bir taraf kendisine nispet olunan senette muharrer yazı ve imzayı inkâr ve tanımadığını beyan ederse iki tarafın ifadatı ve olbapta serdolunan deliller üzerine hakim kâfi derecede kanaat hasıl eylediği takdirde senedi kabul veya hükümden ıskat ederek esas hakkında karar verir. Kanaat hasıl olmazsa hakim iki tarafın tayin olunacak günde mütekabilen senet hakkında izaat ita ve medarı tatbik olunacak evrakı irae ve tayin yazı ve imzanın mevsukiyetini ne şekilde ve ne vasıta ile ispat edebileceklerini beyan ederler”

Bu metni tekrarlaya tekrarlaya ezberlemek mümkündür. Fakat anlamak için ezberlemek yeterli değildir. Anlamak yanında bu kuralı somut olaya uygulayabilmek muhakeme edebilmek gerekir. Çoğu kez öğrenci bu maddeyi okumadan sadece ders notlarını okuyarak eski sınav sorularını ele geçirerek başarılı olabilmekte, daha sonra böyle bir maddeyi anlayamamakta uygulamakta güçlük çekmektedir..."

Klasik eğitimle aktif eğitim (PDÖ) arasındaki farklar şöyle özetlenebilir:

Özellik

Klasik sistem

Aktif eğitim

Bilgi

Öğretenden öğrenene tek yönlü aktarılır. Yanıltıcı, eksik veya eskimiş olabilir.

Öğrenenler birlikte problemleri ve soruları ortaya koyar ve çeşitli kaynakları araştırarak güncel ve doğru bilgiye bağımsız olarak ulaşır.

İçerik

Değişmeden giden - belli bir kalıba uygun

Ülke ve çağın gerçeklerine uygun, belli bir sistematiği izleyen, her yıl güncellenen bir eğitim içeriği

Öğrenme

Öğreten öğrenilecek bilgileri aktarır, ayrıca ders kitaplarından çalışılarak kişisel olarak öğrenilir.

Problem ile ilgili öğrenilmesi gerekenlere öğrenenler karar verir, güncel kaynakları araştırarak ve bu bilgileri paylaşarak öğrenirler. Ayrıca bilgilerini yaşam boyu güncelleyebilmek için “öğrenmeyi öğrenirler”.

Öğrenciler

Öğreten tarafından aktarılanları alan pasif bir gruptur.

Aktif, yapıcı, keşfedici ve zihinsel yeteneklerini kullanarak öğrenen, eğitimin merkezindeki, sürekli sorgulayan ve tartışan bir gruptur.

Öğretenin Amacı

Klasik bir metni aktarmak, öğrencileri durumlarına göre sınıflamak ve ayırmak

Öğrencinin yetenek ve yeterliliklerini geliştirmek, öğrenme sürecinde yol göstermek.

İlişkiler

Öğreten ve öğrenen arasında kişisel ilişki yok

Öğreten-öğrenci küçük gruplar içinde ve sürekli iletişim halinde.

Öğrencinin konumu

Sınıfta yarışmacı, bireysel

Sınıfta ve işte işbirliği ve takım çalışması.

Eğitimci

Her uzman eğitimci olabilir

Aktif eğitim için özel eğitimden geçmiş eğiticiler rol alabilir.

3. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde
         Probleme Dayalı Öğrenim

A. Probleme Dayalı Öğrenim Hazırlıkları

Probleme dayalı öğrenim bir eğitim yönlendiricisi ve şu anda 15-20 kişilik öğrenciden oluşan küçük gruplar halinde yapılmaktadır. Bir senaryo temelinde saptanan hukuki sorunların çözümüne yönelik çalışma sürecinde, önceki bilgilerin kullanılması ve öğrencilerin gereksinim duydukları konuların belirlenmesi, öğrenilmesi ve tartışılması temeline dayanan bir eğitim sistemidir. Probleme dayalı öğrenme oturumlarında eğitim tümüyle öğrenci merkezlidir ve eğitim yönlendiricisi konuları anlatan değil, öğrenmeyi kolaylaştırıcı rolündedir.

Bu aşamaya gelmeden önce hukuk fakültesi öğretim üyeleri ve yardımcılarının eğitimi gerekmektedir. Fakültemizde probleme dayalı öğrenim için öğretim üyeleri yaklaşık üç ay boyunca eğitilmişlerdir. Daha sonra  teorik derslerin saatlerini azaltılmıştır. Böylece teorik derslerin yarım günde bitmesi sağlanmıştır.  Haftada iki gün üçer saat, toplam altı saat devam edem probleme dayalı öğrenme oturumlarını oluşturduk. Öncelikle alt yapının oluşturulması gerekiyor idi. Bunun için yönetmeliğimizi uygun hale getirdikten sonra 15 küçük sınıf oluşturduk. Bu sınıflar yuvarlak bir masa etrafında 15-20 öğrencinin oturabileceği, bir portmantosu ve küçük bir kitaplığı ve yazı tahtası olan sınıflar olarak düzenlendi.

B. Senaryoların Hazırlanması

Bundan sonra probleme dayalı öğrenme oturumlarında öğrencilere verilecek ve yönlendiricide bulunacak olan senaryoların yazımı için senaryo komisyonları oluşturulmuş, daha sonra bu senaryoların konuları belirlenerek, komisyonlar kendilerine verilen konularla ilgili altı oturumdan oluşan yani üç hafta devam eden senaryoları hazırlamışlardır. Öğrenci için hazırlanan senaryolarda çözümü gereken ve öğrencinin bulması gereken sorular yer almayıp sadece olay yer almaktadır. Buna karşılık yönlendiricide hem öğrencinin bulması gereken sorular hem de bunların çözümleri yer almaktadır. Altı oturumdan oluşan bu senaryoya modül denilmektedir. Her modülde tespit edilen öğrenme hedefleri yer almaktadır.

C. Aktif Eğitim Uygulamaları

a. Probleme Dayalı Öğrenme (PDÖ) Oturumları

Oturumlar kendisini yönlendirici olarak adlandırdığımız öğretim üyesinin başkanlığında yapılır. Adından da anlaşıldığı gibi yönlendirici ders anlatan değil, sadece öğrencileri gerektiğinde yönlendiren iki saatlik oturumda en çok beş on dakika konuşan kişidir. Oturuma başlanmadan önce öğrencilerin birbirlerini ve yönlendiriciyi tanımaları için herkes kendisini tanıtır, kısaca hobilerini, fobilerini, yeteneklerini, ilgi alanını anlatır. İki saat sürecek olan oturumların yönetilmesi, ara verilmesi tartışma biçimi söz alma tamamen öğrenci tarafında belirlenmektedir. Yani her 45 ya da 50 dakikada bir ara vermek gibi kuralları yoktur. Bu kuralları öğrenci koymaktadır. İlk oturumda öğrencilere senaryonun ilk bölümü dağıtılır. Ancak bundan önce öğrencilere o senaryo ile ilgili konu hakkında bazı güncel olaylar hatırlatılarak sorular sorulabilir ve yavaş yavaş konuya yönelmeleri sağlanır. Daha sonra ilk oturumla ilgili senaryo dağıtılır. Senaryo okunduktan sonra bu oturumla ilgili çözümü gereken sorular tespit edilmeye çalışılır. Bu bölümde çözümü gereken sorunlar tartışıldıktan sonra hem fikir olunanlar belirlenerek tahtaya yazılır. Bu süreçte özellikle öğrencilerin sorunlara yönelik hipotezler ortaya koymaları hedeflenir. Beyin fırtınası yöntemi ile soruna yol açacağı düşünülen tüm hipotezler tahtaya yazılır. Sorunların tespitinden sonra oturum sona erer ve öğrenciler bu oturumda tespit ettikleri öğrenme hedeflerini ve soruların cevaplarını araştırmaya başlarlar. Bunun için her öğrenci farklı kaynaktan hazırlanmakta ve farklı görüşleri getirerek tartışabilmektedir. İkinci oturumda bu sorular sırasıyla tartışılır ve bulunan cevaplar aktarılır. Soruların tartışılması bitikten sonra yeni senaryonun bölümü dağıtılarak okunmakta ve soruları tespit edildikten sonra tekrar oturum tamamlanmaktadır. Bunu üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı oturumlar aynı şekilde takip etmektedir. Her oturum sonunda geri bildirim alınmakta ve böylelikle grup dinamiğini etkileyen olumsuz hususların giderilmesine çalışılmaktadır.

b. Seminer Çalışması

Fakültemizde uygulanan aktif eğitim kapsamında öğrencilerimizin yapmış oldukları diğer bir çalışma ise "seminer dersi"dir. Her son sınıf öğrencisi ilgi duyduğu bir konuda çalışmakta olan bir öğretim üyesini seçerek o alanda bilimsel çalışma esaslarına uygun olarak bir seminer hazırlamaktadır. Seminer öğretim üyesi tarafından değerlendirilmekte ve hazırlayan öğrenci ile birlikte tartışılmakta; ilgili öğretim üyesinin tercihine göre teorik ders saatinde semineri hazırlayan öğrenci tarafından sunum yapılabilmektedir. Bu çalışma sayesinde öğrenci bir taraftan spesifik bir alanda derinleşme imkanını bulmakta; diğer taraftan yazılı ifade gücünü artırarak mezuniyet sonrası meslek yaşantısı ve özellikle lisansüstü eğitim için kendisini geliştirmektedir.  Son sınıf öğrencilerimizden Bilal Cantürk'e ait "Medenî Usûl Hukukunda Bir Kanun Yolu Olarak İstinaf" konulu seminer çalışması bu gelişimi göstermesi açısından sadece bir örnektir.

c. Kurgusal Duruşma (Dava Dosyası) Çalışması

Fakültemizde uygulanan aktif eğitim kapsamında son sınıf öğrencileri ile yapılan diğer bir çalışma ise dava dosyası çalışmasıdır. Dava dosyası çalışmasında, öğretim üyesinin yönlendiriciliğinde davacı, davalı ve hakimden oluşan kurgusal duruşma takımı ile birlikte yapılmaktadır. Yönlendirici öğretim üyesinin tercihine bağlı olarak gerçek bir dava dosyası veya tümüyle kurgusal nitelikteki bir dava dosyası hazırlanarak somut uyuşmazlığın tarafları ve uyuşmazlık konusu olay hakkında takım bilgilendirilmekte; öğrencilerden dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve mahkeme kararını yazmaları ayrıca temyiz dilekçesini hazırlamaları beklenmektedir. Bu çalışma ile öğrencilerin dört yıllık hukuk eğitimleri neticesinde kazandıkları formasyonu hayata geçirebilmeleri sağlanmaktadır. Böylece dünyanın önemli hukuk fakültelerinde yıllardır yapılmakta olan  hukuk klinikleri Türkiye'de de fakültemiz tarafından yaşama geçirilmiş olmaktadır.

Doç. Dr. Şükran ERTÜRK ile "İŞE İADE DAVASI" konulu kurgusal duruşma çalışması yapan öğrencilerimizden Bilal Cantürk'e ait          dava dilekçesi, Seval Alaçam'a ait cevap dilekçesi ve Tahsin Torunoğlu'na ait mahkeme kararı, hukuk eğitimini fakültemizde alan öğrencilerimizin farklılığını ortaya koyması bakımından sadece bir örnektir.
 

Öğrencilerle birebir yapılan kurgusal duruşma dersi dışında, Medeni Usul Hukuku dersi ile Ceza Muhakemesi Hukuku derslerine ilişkin uygulamalar da

 fakültemizin Mahkeme Salonunda gerçekleştirilmektedir.   

4. Probleme Dayalı Öğrenim Sonuçları ve Genel 
    Değerlendirme

Aktif eğitim uygulanan öğrencilere yapılan anket sonunda aktif eğitimle ilgili aşağıdaki olumlu ve olumsuz sonuçlar belirlenmiştir. 

OLUMLU GERİ BİLDİRİMLER :

  • PDÖ ortamında bilmediklerimizin belirlenmesi ve bunları önce kendi kendimize araştırarak öğrenmemiz öğrendiklerimizin daha kalıcı olmasını sağlıyor.

  • Modül sonlarında değerlendirme olması, yani sık sınav yapılması, bilginin daha taze iken değerlendirilmesini sağlıyor.

  • Bir olaya tek yönlü değil, çok taraflı bakmaya başladım.

  • Birisi konuşurken dinlemeyi, konuşması bittikten sonra düşünerek konuşmayı öğrendim.

  • Olayları incelemeyi ve her şeye çok dikkatli bakmayı öğrendim.

  • Kendim öğreniyorum ve bu yüzden daha az unutuyorum.

  • Konuları öğrenci kendi kendine araştırarak öğrendiği için unutması çok zor oluyor ve gerektiği zaman geçmiş bilgilerini kullanabiliyor.

  • Gruplar sürekli değiştiği için her grupta yeni, samimi arkadaşlar kazanıyoruz. Bu da sınıfın tamamında bir bütünlüğe sebep oluyor.

  • Öğrencinin daha kalıtımcı, araştırmacı ve yaratıcı olmasını sağlıyor.

  • Öğrencileri araştırmaya yönlendiriyor. Yani bilginin hazır olarak değil de, emek harcanarak elde edilmesini sağlıyor. Tabii ki bilginin emek harcanarak elde edilmesi onu daha değerli kılıyor. Daha kalıcı oluyor.

  • Öğrencileri sosyalleştiriyor, onları grup çalışmasına sevk ediyor. Bir bakıma öğrencilerin sosyalleşmesini de sağlıyor.

  • Acayip derecede sıcak bir ortam.
      

Doç. Dr. Muhammet ÖZEKES  ve PDÖ sınıfı öğrencileri son PDÖ oturumu sonrasında "Eylül Köşk"te...

  • Hocalarla arkadaş gibi her şeyimizi paylaşabiliyoruz

Arş. Gör. Evrim Erişir ve PDÖ öğrencileri...

  • Özgürce konuşabiliyorum. İnsan yerine konulduğumuzu sadece bir imzadan ibaret olmadığımı hissediyorum.

  • Sık sık değerlendirildiğim için düzenli çalışmak zorunda kalıyorum. Bahar bile beni gevşetmiyor.

  • Eleştirel olmamızı sağlıyor. Kafama takılan her noktayı tartışabiliyoruz.

  • Kendimiz öğrendiğimiz için kolay kolay unutmuyoruz.

  • Öğrenim hayatımız boyunca gördüğümüz derslerden farklı bir şekilde sunum adıyla işlediğimiz konular bizim daha motive olmamızı sağlıyor.

  • Modüllerin ayrı ayrı olması konu birikmesini engelleyip, çalışmamızı kolaylaştırıyor.

  • Kaliteli lider grupları oluşturabilecek bir eğitim.

  • Bilgiler daha kalıcı oluyor. Ve iş hayatında daha çok işimize yarayan bilgilerin olması bize çok fayda sağlıyor.

  • En azından PDÖ oturumlarında ve sunumlarda fikrimizin alınmasından dolayı kendimi önemli hissediyorum. Geri bildirimlerde de fikirlerimizin alınması güzel.

  • Aldığım eğitimin neticesinde bilgilerin daha uzun süreli hafızada kaldığını fark ediyorum.

  • Geleceğe yönelim eğitim sistemimizin aktif eğitim yönünde değişmesi ve bizim istatistik alanında bu konunun ilkleri olmamız beni çok mutlu ediyor.

  • Ben bu sistem başladığından beri sürekli aktifim. Sürekli bilgisayar laboratuarı, sunum salonu, PDÖ odası ve eğitim yönlendiricilerinin odaları arasında koşuşturup duruyorum. Ve bunlardan zevk alıyorum. Sürekli bir şeyler öğrenmek istiyorum, önüme çıkan bütün engelleri aşmaya çalışıyorum. Okuyor olmama rağmen kendimi iş kadını gibi hissediyorum.

  • Aktif eğitim, kendimi ifade edebilme, düşünme, araştırma ve yaratıcı özelliklerini kazandırdı bana.

  • Hayata çok yönlü bakabilmeyi, en iyi öğrenme metotlarını öğretti.

  • Senaryolar sayesinde öğrenilen bilgilerin nerede kullanılabileceği anında öğreniliyor.

  • Sunumlarda, PDÖ oturumlarındaki geri bildirimler değişik ortamlardaki insanlarla nasıl konuşabileceğimizi öğretiyor.

  • Bu sistem sayesinde öğretim görevlilerinden korkmak yerine onlarla ortak çalışılabileceği gösteriliyor. Ortak çalışma bu sayede daha başarılı oluyor.

  • Klasik eğitimde öğrenciyi bir sürü bilgiyle doldurarak ezbere teşvik ediyorlar. Oysa -ne kadar bana uymasa da- düzenli ders çalışma ve gerekli bilgilerle öğrencilerin doldurulması daha iyi.

OLUMSUZ GERİ BİLDİRİMLER :

  • Derslere hala tam ayak uyduramadım. Tabii ki bu benle ilgili, bu sistemi kendi içimde de tam olarak oturttuğumda başarılı olacağıma inanıyorum.·  

  • Devamlı çalışır durumda olmamız, çalışmayı ertelemememiz gerekiyor.

  • Ders programı sabah 9:30 dan 17:00’a kadar sürdüğü ve boş günümüz olmadığı için, sosyal hayatımız yeterince olamıyor.

  • Bize düşen çok fazla olduğu için yeterli boş zamanımız olmuyor.

  • Kaynak sorunu. Her kaynağa güvenemiyoruz.

  • Dersler sabah 9:30’da başlayıp akşam bitiyor. Bunun liseden farkı yok. Hafta içinde en az bir günümüz boş olmalı, üniversitenin özgürlük olduğu anlaşılmalı.

  • Konu derecesi zorlaştıkça öğrenme hedeflerini çıkartmak zorlaşıyor.

  • Öğrenci bilgiyi araştırırken yetersiz kalabiliyor.

 

Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez'in aktif eğitime geçilmesi dolayısıyla yaptığı basın açıklamasının metnine ulaşmak için tıklayınız.

 

 

 

 

 


 

Bilgi çağı dediğimiz bu dönemde, bilimsel alanda sürekli çoğalan ve güncellenen bilgilere ve ideal bir profesyonellik düzeyine erişmenin klasik eğitimle olamayacağı anlaşılmıştır. Artık başarı için gerek öğrenciler gerekse meslek sahipleri araştırmayı, tartışmayı, takım çalışmasını, bilgi ve becerilerini sürekli yenilemeyi bilmelidirler. Kişilere bu yeteneklerin kazandırılması da ancak aktif eğitimle olabilmektedir.