Tarihçe
Fakülte Kurulu
Yönetim Kurulu
Dekanlık
Akademik Birimler
İdari Birimler
Resim Galerisi
Basında Fakültemiz
Ulaşım ve Yerleşim
İzmir & Buca

Anasayfa > Hakkımızda > Tarihçe > Kurucularımız



Prof. Dr. Mahmut Tevfik BİRSEL

 

İzmirli bir ailenin çocuğu olarak 1929 yılında Karşıyaka’ da doğdum. İlk ve Ortaokulu Karşıyaka’da bitirdim. 1946 yılında İzmir Atatürk Lisesi’nden, 1950 yılında Ankara Hukuk Fakültesi’nden mezun oldum. “Anonim Şirket Denetçileri” konusunu Fransız ve İngiliz Hukukunda inceleyen bir tez yazarak Paris Hukuk Fakültesi’nde Hukuk Doktoru unvanını kazandım. Avukat Mustafa Münir Birsel’in yazıhanesinde staj yaptım ve 1955 yılında İzmir Barosu’na kaydoldum. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde bir süre Zirai Hukuk Okutmanlığı, İzmir İktisat ve Ticaret Yüksek Okulu’nda Ticaret Hukuku Asistanlığı yaptıktan sonra, 1962 yılında, “Anonim Şirketlerde Kar Payı Dağıtımını Kısıtlayan Unsurlar” adlı tezimle İzmir İktisadi ve Ticari Bilimler Akademisi’nde doçent; 1970 yılında ticaret hukukuna giriş sayılabilecek “Ticari İşletme Hukuku” adlı kitabımla Ege Üniversitesi İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesi’nde hukuk profesörü oldum. 1973-1974 yılları arasında Ege Üniversitesi’nde rektör yardımcısı idim. 1978 yılında Ege Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne kurucu profesör olarak katıldım ve kuruluş yıllarında Ticaret Hukuku ve Devletler Özel Hukuku derslerini verdim. 1974-1984 ve 1995-2000 yılları arasında Milletlerarası Ticaret Odası Tahkim Divanı üyeliği yaptım. 1985 yılından beri salt avukatlık mesleğini icra etmekteyim. Ticari işletme, anonim şirketler ve milletlerarası tahkim alanları ağırlıklı olmak üzere, ticaret hukuku’nun çeşitli dallarında tek başıma veya meslekdaşlarımla birlikte Türkçe, İngilizce ve Fransızca çeşitli araştırma ve makaleler yazdım.

Elli yılı aşkın bir süredir pozitif özel hukukun gerek bilimsel ve mesleki gerek milli ve milletlerarası boyutlarında, çalışıyorum. Hepsinde başarılı olduğumu söyleyememekle birlikte, bunlardan bir Türk hukukçusu olarak, önem verdiğim ve bazılarını hala gerçekleştirmeye çalıştığım konuları şu suretle sıralayabilirim:

1. İzmir’de bir Hukuk Fakültesi açılması,

2. Anonim şirketlerin denetlenmesinin sağlam ve etkin hukuki esaslara bağlanması,

3. Paysahibinin kar payı alma hakkının Yargıtay İçtihatları tarafından kabul görmesi,

4. Milletlerarası Ticari Tahkim Müessesesi’nin (a) Yargıtay İçtihadları tarafından benimsenmesi, (b) UNCİTRAL Örnek Kanunundan esinlenilerek bir Türk Tahkim Kanunu veya Milletlerarası Tahkim Kanununun yürürlüğe konulması, (c) Türkiye’de bir Tahkim Merkezi kurulması ve (d) İstanbul’un, Paris, Londra, Viyana, Zürih, Cenevre ve Stockholm gibi milletlerarası tahkim davalarının çözümlendiği bir tahkim şehri olma niteliğini kazanması.

5. Avukatlık mesleğinin, özellikle milletlerarası ticaret hukuku alanında hizmet veren ve verecek olan Türk avukatlık yazıhanelerinin birer serbest meslek müessesesi olarak gelişmeleri.

6. Milletlerarası yatırım ve finansman çevrelerine Türk hukuk sisteminin güven veren bir hukuk devletinin kuralları olarak tanıtımı.

Ancak, bu hedeflerimin içinde beni en mutlu eden, kuruluşundan itibaren aydın hukukçular yetiştiren ve çağdaş hukuk eğitim ve öğretiminde çok olumlu atılımlar yapan, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin açılması olmuştur.

Memleketimle ilgili temel düşüncelerime gelince:

A. Milattan Önce 1269 yılında Hitit Kralı Hattusibis III ile Mısır Firavunu Ramses II arasında yapılmış Kadeş Antlaşmasından 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması’na kadar, Türk toplumu Anadolu Uygarlıkları tarihine sahip çıkmalı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kazandırdığı değerleri koruyarak geleceği planlayacak yöntemleri geliştirebilmelidir.

B. Bu bağlamda, Türk gençlerinin en ileri düzeyde çağdaş eğitim ve öğretim almaları sağlanmalıdır.

Böylece, “Hedefimiz Akdeniz” adlı kitabımda vurguladığım gibi, Atatürk ve arkadaşlarının Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren XX. Yüzyılın birinci yarısında gerçekleştirdikleri devlet yapısı ve hukuk devriminin -hukuk devleti, insan hakları ve demokrasiye de sahip çıkılması halinde- Türk Milletini, evrenselleşen batı uygarlığı içinde, “yüksek bir düzey”e ulaştıracağını düşünüyorum.