9 Nisan Çamlık Müze Gezisi
Basmane 1. yolda Fiat MT5500. Foto: Orhan Berent
Daha önce trenler
grubundaki arkadaşlara 9 Nisan günü Çamlık'taki
Buharlı Lokomotif Açık Hava Müzesine bir ziyaret gerçekleştireceğimizi
duyurmuştuk. Çamlık'a Ulaşmak için sabahleyin saat 9:00'da Basmane
Garından kalkan Denizli Ekspres'ini kullanacağımızı belirterek, geziye
katılmak isteyen arkadaşların 8:30'da Basmane garında olmalarını
istemiştik. Ben ve Karşıyaka'da oturan diğer iki arkadaşımız Ömer
Tolga ve Acar Hamşioğlu saat 8'de Karşıyaka Hükümet Konağı önünde
buluştuk. Acar beyin arabasıyla Pazar gününün verdiği trafik
rahatlığıyla çabucak Basmane garına ulaştık ve ekibin diğer
elemanlarını beklemeye başladık. Basmane garı sabahın o saatlerinde
oldukça tenhaydı. Bizim gibi Denizli Ekspresine binecek olanların
dışında oldukça sakindi. Biz gara ulaştığımızda henüz
Denizli'ye gidecek olan tren Halkapınar depodan gelmemişti. Bilet
alırken özellikle gişeye sorma ihtiyacı hissettim. Yerler
numaralımıydı. Numarasız olduğunu öğrenince gelecek olanın ray
otobüsü mü yoksa normal tren olup olmadığını sordum. Ray otobüsü
cevabını alınca ya bir Fiat MT5500 ya da bir MT5700'ü beklemeye
başladık. Bir kaç dakika sonra gar çıkışında bir Fiat MT5500 belirdi ve
birinci yola girdi. Evet bizi Çamlık'a götürecek olan bir Fiat
MT5500'di.
Basmane 1. yolda Fiat MT5500, 3. yolda DE18106. Foto:
Orhan Berent
Grubun diğer
elemanlarını yani Abdullah Ersöz ve arkadaşlarını
beklerken bol bol resim çektik Basmane Garında. Karşıyaka
tünelleri nedeniyle kuzey trenlerinin Çiğli'den kalkması yüzünden
sadece Güney trenleri Basmane garından kalkıyordu. Bu yüzden
Basmane'nin 6,5 yolu boştu. Böylece hem Basmane gar sahasını hem
de garın çevresini rahat rahat görüntülemeyi başardık. Biz tüm bu
işleri yaparken Isparta'dan gelen Göller ekspresi Basmane'ye girmiş ve
üçüncü yola girmişti. DE18106'nın çektiği Göller ekspresini de
görüntüledik. Belki de TCDD'nin elinden çıkarmayı düşündüğü Basmane
Garı'nın hala trenler çalışır durumdaki hali sadece anılarda kalacaktı.
Onun için bu görüntüleri mümkün oldukça belgelemeye çalıştık.
Basmane 1. yolda Fiat MT5500, 3. yolda DE18106. Foto:
Orhan Berent
Tüm bunlar olup
biterken Abdullah Ersöz ve sınıf arkadaşları ve
Abdullah'ın bir arkadaşlarının babası birinci yola girdiler.
Abdullah'la selamlaşmamız ve diğer arkadaşlarla tanışmamızın ardından
yavaş yavaş trene yerleşmeye başladık. Saat 9 olduğunda trenimiz Fiat
MT5500 bizi Çamlık'a ulaştırmak üzere hareket etti. Trenimiz yol
alırken pencerelerden birini açarak Basmane gar sahasını değişik
açılardan görüntülemeye devam ettim. Kemer'e ulaşıp da yerime
oturduğumda diğer yolcuların "bu adam açık pencereden neresinin
fotoğrafını çeker" ya da "bu adamın işi gücü yok da bu kadar heyecanlı
ve telaşlı bir şekilde neden fotoğraf çekiyor" türünden garip
bakışlarına da bol bol hedef oldum. Hatta bir amcam yol boyunca zaman
zaman benim oturduğum tarafa doğru sorgulayan bakışlarla beni inceledi.
"Ne yapayım amca TCDD ve İzmir belediyesi elele vermişler benim
trenlerimi ve hatıralarımı elimden alıyorlar, izin verin de bari son
bir kez onları görüntüleyeyim."
Basmane'den kalkan tren Kemer makaslarında Alsancak'tan
gelen yolla birleşiyor. Foto: Orhan Berent
Çamlık Müzesi
Fiat MT5500 Çamlık istasyonunda. Foto: Orhan Berent
Çamlık'a olan
yolculuğumuz genelde rahat geçti. Gaziemir ve
Cumaovası'na kadar olan kısım yeni olduğundan hiç sarsıntı çekmemiştik.
Trenimiz Fiat MT5500 ise TCDD emekçileri tarafından çok iyi revizyon
edildiğinden bizi hiç yormadı. Yol boyunca Ömer Tolga, Acar Hamşioğlu
ve Abdullah Ersöz'le bol bol sohbet ettik, demiryolu ve trenleri
konuştuk. Ve 2 saatlik bir yolculuktan sonra Çamlık'a
vardık. Çamlık müzesine hiç gitmemiştim şimdi burada, bir
zamanlar TCDD'nin tüm yükünü çeken makinaları görecektim. Hep beraber
Çamlık eski tren istasyonuna doğru giden yola girdik. Bir sigara
içimi mesafeden sonra müzeye ulaştık. Biletlerimizi aldık ve o güzel
mekana girdik. Orada fotoğraf makinelerimizin belleklerini dolduracak
kadar fotoğraf çektik. Bu sayfada ancak birkaç fotoğrafı
sergileyeceğim. Müze Çamlık'ta trenle iki saatlik uzaklıkta sadece
demiryolu meraklılarını değil herkesi bekliyor. Kesinlikle her insanın
bir kez ziyaret etmesi gerekli bir yer.
Çamlık Açık Hava Müzesi. Foto: Orhan Berent
Çamlık Açık Hava Müzesi. Foto: Orhan Berent
Çamlık Açık Hava Müzesi. Foto: Orhan Berent
Çamlık Açık Hava Müzesi. Foto: Orhan Berent
Çamlık Açık Hava Müzesi. Foto: Orhan Berent
Çamlık Açık Hava Müzesi. Foto: Orhan Berent
Çamlık Açık Hava Müzesi. Foto: Orhan Berent
Çamlık Açık Hava Müzesi. Foto: Orhan Berent
Müzeyi gezdikten
sonra yemek yemek için uygun ve biraz da otantik bir
yer aradık. Daha sonra istasyon karşısındaki köy sofrası adı verilen
bir kır lokantasında karar kıldık. Lokantanın girişine asılmış etler
bize taze bir şeyler yiyeceğimizi müjdeliyordu. Bir yarım saat
sonrasında Doktor Acar Hamşioğlu dahil olmak üzere hepimiz açlığın
verdiği içgüdüyle ızgara yapılmış, bol proteinli ve bir o kadar da
damar tıkayıcı etlere saldırdık. Karnımız doymuş ve içtiğimiz süzme
yoğurttan yapılmış ayranların da etkisiyle mayışmıştık. Ömer Tolga ve
genç arkadaşlarımız Abdullah'ın başını çektiği bir grup eski hattın
oradaki şimdi kullanılmayan tüneli mutlaka görmek istediklerini
söylediler. Fakat Acar bey ve ben yorgunluğun verdiği etkiyle onlara
pek yüz vermedik. Sonuçta onlar keşfe çıktı biz de ikimiz Çamlık
istasyonuna gidip dinlenmeyi tercih ettik. Bu süre içinde istasyonun
arkasındaki vagonetleri farkettik ve onları inceledik.
Selçuk İstasyonundaki vagonetler Foto: Orhan Berent
Selçuk İstasyonu Aydın tarafına doğru bir bakış. Foto:
Orhan Berent
Yukardaki
fotoğrafta sevgili doktorumuz Acar Hamşioğlu'nu ilginç bir pozda
yakaladım. Etraftaki manzaranın güzelliği, yeşillikler ve temiz hava
beni oldukça etkilemişti. Bir taraftan da çevreyi mümkün olduğunca çok
görüntülemek istiyordum. Ben böyle dalıp gitmişken birden Acar'ı
hatırladım ve çevreme bakındım, sonra onu fark ettim. Huşu içinde dalıp
gitmişti. Ya vakti geçmiş ikindi namazını eda ediyordu ya da on
yıllardır hiç önem verilmemiş, can çekişmekte olan demiryollarımıza
saygı duruşunda bulunuyordu. Onu öyle derin düşüncelere gark olmuş
vaziyette bırakıp Basmane'den gelen Denizli Ekspresini görüntülemek
üzere İzmir tarafına doğru yürüdüm. Nasıl olsa düdük sesiyle ayılırdı.
Selçuk İstasyonu İzmir tarafına doğru bir bakış. Gelen
DE24000 ve Denizli Ekspresi. Foto: Orhan Berent
Bir süre sonra
Ömer Tolga göründü uzaktan. Eski tüneli bulmuşlar ancak girişi
çalılıklarla kaplıymış ve tünelin içinde yağmur suları birkmiş. Üstelik
bir de tünelin bekçisi başıboş bir köpek mevcutmuş. Ama yine de o
mevkinin fotoğrafını çekmişler. Uzaktan Abdullah Ersöz ve arkadaşları
da görününce bilet almak üzere istasyon binasına girdik. Fakat
Afyon'dan gelecek olan trenin tehirli olduğunu öğrendik. 17:25 yerine
dönüş olarak daha geç bir zamanda yola koyulacaktık. Asla otobüse
binmeyeceğimiz ve trenle geri dönmek istediğimiz için beklemeyi tercih
ettik. Bu süre zarfında Çamlık istasyonunu görüntüledik. Saat 17:15
civarında Basmane'den kalkmış olan Denizli Ekspresi Çamlık'a girdi. Ben
yeşillikler içinde treni görüntüleyecek en iyi yeri seçmiştim.
DE24000'liğin çektiği tren yanımızdan geçerken birkaç fotoğraf daha
çektik ve trendekilerin garip bakışlarına da hedef olduk. Tren geçerken
treninin şakada, şukada fotoğrafını çeken üç tane orta yaşlı adam
alışılmamış bir görüntüydü. Herhalde bizi tren olmayan bir ülkeden
gelmiş birkaç garip ademoğlu olarak yorumlamışlardır. Tren
durunca bizi fark eden vagon aralarında sigara içen gençlerden biri
"benim de fotoğrafımı çekin" diye tutturdu. Sonra Denizli
ekspresi Çamlık'tan kalktı ve yoluna devam etti. Tekrar beklemeye
koyulduk.
Selçuk İstasyonu Aydın tarafından Afyon postası
geliyor. Foto: Orhan Berent
Yaklaşık bir
saat sonra tehirli Afyon posta trenimizin sesini
duyduk. Resim çekmek için hemen istasyonun Aydın yönüne doğru olan
tarafa mevzilendim. İstasyon görevlisi eline telsizi alıp hemzemin
geçidin oraya gitmişti. Sanırım bariyersiz olan bu geçitten geçecek
olan araçları uyarmak için. Bir süre sonra bir DE24000'nin çektiği
Afyon Postası Çamlık'a ulaştı. Tren doluydu. Binip zorlukla oturacak
boş bir yer bulduk. Trene her istasyonda yolcular bindi ve ancak
Şirinyer'e doğru tren tenhalaştı. Ucuza ve güvenli seyahat etmek
isteyen halkımız TCDD'ye gereken ilgiyi gösteriyordu. Çağdaş yolculuk
için daha çok çalışması gereken ve demiryollarını yaygınlaştırmak için
çalışması gerekenler ise ülkeyi yönetenlerdi. Otobüs yolculuğuna beş
basan güzellikte doğa manzaraları eşliğinde ve yanımızda ara sıra
beliren İzmir-Aydın otoyoluna nanik yapıp, nah çekerek güzel bir
yolculuk ettik. Aklımda kalanlardan biri de Çamlık'a gelirken
farketmediğimiz ama dönerken Çamlık istasyon sahasının Selçuk tarafında
gördüğümüz iki buharlı lokomotifteydi. Nasıl da farketmemiştik onları.
Neyse sağlık olsun artık. Saat 21 civarı Basmane garından inerken "iyi
ki bu yolculuğu yapmışız" dedirten bir yüz ifadesi vardı hepimizde.
Sonra dağıldık, evlerimize döndük.