Halkapınar Lokomotif Deposu motorlu kısım. Foto: Orhan
Berent
Aşağıdaki fotoğrafta eski şeklini korumuş ve ön tarafı yeni
tipte
dizayn edilmiş iki MT5500 yan yana görülüyor. MT5500'lerin rengini ben
açık sarı ve kırmızı olarak hatırlıyorum. Eski fotoğraflar da beni
doğruluyor. Nedense TCDD kırmızı, beyaz ve lacivert renklerini çok
seviyor ve bunları TVS2000 vagonlarında da kullanıyor. Gezimizde ilgi
çeken bir diğer nokta da gördüğümüz bir DE24000 makinaydı. Bu lokomotif
doğudan yeni gelmişti ve terör olayları yüzünden makinada bazı
değişiklikler yapılmıştı.
Halkapınar Lokomotif Deposu dizel bakım atölyesi. Foto:
Orhan Berent
Deponun sefer için bekleyen MT5700'leri incelediğimizde
onları daha modern bulduk.
Bu dizilerin kapısı otomatik ve içerden bir düğme ile kumanda ediliyor.
Ayrıca bu dizilerde klima da bulunmakta. TCDD'nin modern dizel
setlerinden. Halkapınar Lokomotif deposu aynı zamanda içinde bir tarih
de barındırıyor. Binaların bir çoğu Cumhuriyetle yaşıt, hatta ondan
daha eski. Önder abinin söylediğine göre deponun sonunda olan ve
eski İzmir Otogarına bakan kesimdeki döner köprü (plak torna) Osmanlı
devrinden kalma.

Halkapınar Lokomotif Deposu çıkışa doğru. Foto: Orhan Berent
Depo gezimiz sıcak bir Eylül günündeydi. Sararmış ve kurumuş
otların
kokularıyla, rayların o kendine özgü kokusu birbirine karışıyordu.
Sıcak İzmir günlerinde hat boylarının o güzelim kokusu. Çocukluğu
ve gençliğinde çalışma hayatının büyük kısmı depolarda, antrepolarda,
limanlarda, demiryolu kenarlarında geçmiş olan benim için bu kokuların
ayrı bir hatırası vardır. Şimdi yıllar sonra Halkapınar Lokomotif
Deposunda makina yağının kokusu da eklendiğinde geçmişi hatırlamamak
elde değil. Bir de buharlıların kömür kokusu olsa.
Gezimiz göz açıp kapayasıya kadar sona erdi. Yukardaki resimde ilerdeki
lokomotifin arkasında kalmış
depo çıkış kapısının ordaki makas kulübesinde oturup oradaki
görevlilerle koyu bir sohbete daldık. Zaman su gibi akıp geçmişti.
Önder abi ve diğer demiryolculara veda ettikten sonra rotamızı Alsancak
Garına çevirdik.
Alsancak garına
geldiğimizde bundan sonraki gezilerimizde beraberce
dolaşıp fotoğraf çekeceğimiz Şafak Aktaş'ın sayesinde orada görevli
tren teşkil memurları ve makasçılarla tanıştık. Daha sonraki
gezilerimizde sıkça ziyaret edeceğimiz bu fedakar demiryolu
çalışanlarıyla bolca sohbet etme imkanı bulduk. Onların demlediği
çaydan içtik. Bu arada 17:35 Alsancak - Adnan Menderes ve 17:36
Alsancak - Aliağa seferini yapacak olan iki MT5500'in depodan Alsancak
Garına gelişine tanık olduk ve fotoğrafladık.
Demiryolları, hat boyları, İzmir'in trenleri, tarihi garlar,
atölyeler,
lokomotif depoları derken akşamı nasıl ettiğimizin farkına varamadık.
Ancak hepsi bu kadarla bitmiyordu. Dr Acar ve Şafak Aktaş ile daha
sonraki demiryolu gezilerinde de birlikte olacaktık. Kimbilir belki de
yavaş yavaş sona ermekte olan bir tarihin tanıklarıydık biz.