


Makinistler ve tren teşkil memurları anılarını anlatırken zaman zaman üzücü olanları da anlattılar. Balıkesir’e sefer yapan bir makinist hemzemin geçitte stop etmiş bir arabanın içindekilerin çabucak arabayı boşaltıp kaçtıklarını ve çarpan lokomotifin arabayı nasıl hurdaya çevirdiğini anlattı. Mevki Savaştepe civarıymış. Hemzemin geçit kazalarının en çok olduğu yerlerden biri de eski Bornova yoluymuş. İkinci Sanayi sitesi civarında bir çok kez kamyon sürücülerinin gelen treni umursamadan hemzemin geçite daldığını anlattılar. Makinistlik oldukça zor bir meslek. Koca treni idare etmek epey zor. Şehir içinde hemzemin geçitler ise vurdumduymaz kara yolu sürücüleri ve gözü kara yayalar yüzünden makinistlerin korkulu rüyası. İşini düzgün yapmayıp olur olmaz yere plansız sokaklar açan ve karayolunu demiryolunun burnunun dibine getiren belediye başkanları yüzünden bugün tüm Türkiye’de yüzlerce hemzemin geçit var. Karayolcular bir kaza sonrasından suçu hemen TCDD’ye atıyor. Halbuki TCDD’nin hiçbir suçu yok. Suç imar plansız demiryolunu dik kesen yollar açan belediye başkanlarında.

Makinistlerden birinin
anlattığı ise çok ilginçti. Bundan birkaç ay
önce MT5700 tipindeki bir mototrenin Efeler durağında duruş
yaptıktan sonra her hangi bir teknik arızadan dolayı Buca’ya
devam edemediği, daha doğrusu rampayı tırmanamadığını ve
trenin geri geri tekrar Şirinyer’e dönüp hızlanarak
Efeler durağında durmayıp Buca’ya çıktığını anlattı.
Burada geçmişten kalan bir anıdan da söz etti. Uzun
yıllar önce 1970’lerde Buca’da biriken yük vagonları
lokomotifsiz Alsancak’a indiriliyormuş. Bunu da şöyle
yaparlarmış. Frenin başına geçen bir eleman freni
boşaltır, Şirinyer’e kadar yavaş yavaş rampa aşağı gelen
vagonlar, Şirinyer – Kemer arasını kat eder ve Hilal’i geçip
Alsancak’a varırmış. Varış noktasında da frenler sıkılırmış.
İlginç. Buna benzer bir anıyı yıllar önce eski bir demiryolcudan da
duymuştum.

Bir
de tanıdıkları
bu tarihlerde emekliliğinin üzerinden yıllar geçen bir
ateşçi varmış. Buharlı lokomotif bir hemzemin geçide
girmek üzereyken ateşçi bu kamyonu fark etmiş ve
ustasına seslenmiş. Daha doğrusu seslenememiş. Çünkü
doğuştan konuşması tutuk yani kekeme olan ateşçi ancak
lokomotif kamyona bindirdikten sonra uyarıyı tamamlamış. Ustasına
zamanında “kamyon var, düdük çal” diyemeyen
ateşçi oldukça üzülmüş tabii. Basınımızın tren
kazalarına karşı olan yanlı ve TCDD karşıtı tavırlarına bir
örnek de birkaç yıl önce yaşanmış. Cumaovası
yolu üzerinde rayların üzerinde içki içen
iki genci düdük çalarak uyarmışlar. Gençler
tren yolundan kalkıp uzaklaşmış. Dönüşte yine aynı
mevkide aynı gençlerle karşılaşmışlar. Bu yüzden
tren önceden yavaşlamış ve düdük çalmış.
Ancak gençlerden birine yine de lokomotif hafifçe
çarpmış. Ertesi gün gazetelerde şöyle bir haber
başlığı atılmış. “Tren çilingir sofrasına daldı”.
Ne işi var insanların tren yolunda anlaşılacak gibi değil. Ya Türk
basının yanlı ve demiryolu düşmanı haberciliğine ne demeli.
Makinistlerin en çok buharlı lokomotifler devrinde yaşadıklarını merak ediyorduk. Buharlı kullanmak oldukça zormuş. Kömürü, su basıncını ayarlamak özel bir dikkat istiyormuş. Bacadan çıkan siyah duman kömürün çok, su basıncının az olduğuna işaretmiş. Beyaz duman ise su basıncının yüksek olduğunu gösterirmiş. Makinistlik zor meslek. Treni şehir içinde kullanmak ise bu mesleği daha da zorlaştırıyor. Tüm makinistlere ve TCDD personeline "kolay gelsin" diyoruz Trenler gurubu olarak.


