Daha sonra merdivenleri terk edip hatta indik. Burada ne
yapacağımızı
kararlaştırırken B kulesinden Halkapınar'a doğru baktığımızda deponun
oralarda başka bir MT5700'ü fark ettik. Depodan çıkmış Basmane'ye doğru
geliyordu. Bu civarda askeriyenin tesisleri olduğu için biraz tedirgin
oldum. Şakada şukada fotoğraf çeken iki tip alışılmamış bir görüntü
olduğu için nöbet bekleyen askerin göremeyeceği bir yere
mevzilendik. Eski yıllarda Basmane'ye doğru giden trenlerin durduğu
istasyonun yıkık platformunda durduk ve gelen MT5700'yi Hilal'i aşarken
yakın plan fotoğrafladık. Bu
tren piyangodan çıkmış gibi sevindirdi bizi. Onu görüntüledikten sonra
Alsancak köprüsünün oraya geri döndük. Hilal merdivenleri daha önce
dediğim gibi labirent gibi bir şey. Ancak tasarlarken demiryolu hattına
yani yüzeye inecekler doğal olarak düşünülmediği için ilginç bir metod
kullanmış yayalar. Alsancak hattı üzerindeki demiryolu köprüsünün
başlangıcındaki ihata duvarındaki açıklıkta ancak 30 santim
genişliğindeki dar bir beton çıkıntıya basarak yayalar demiryoluna
çıkıyordu. Şimdi sıkı durun çok garip bir şey gördük. Yayaların
demiryoluna çıkması için trabzan yani demirden tutamak gibi bir şey
betona monte edilmiş. Yani bu üst geçitleri kim yaptıysa Alsancak
hattını dik kesen yaya köprüsünden iki tane yapmadığı için ve yayalar
da karşıya geçmek için ilerdeki merdiveni kullanmak istemediği için
(yayalar bu konuda haklı) demiryolu hattına inmekten başka çareleri
yoktu. Bunu farkeden belediye ya da TCDD
yetkilileri de oradaki beton bloka yayalar tutunup Meles çayına uçmasın
diye o tutmağı yapmışlardı.
Fiat MT5700 Halkapınar
depodan yola çıkmış Hilal makaslarına gelmek üzere. Foto: Orhan Berent
Alsancak demiryolu köprüsüne mevzilenip gelecek olan 17:35
Cumaovası trenini beklerken türlü cambazlıklarla
köprünün yanındaki toprak parçasına
basıp karşıya geçen yayaları seyrettik bir süre. Derken bir DE24000
düdüğü duyduk. Ses nereden geliyor
diye dikkat kesilmişken Şafak Halkapınar
tarafından çok yavaş bir şekilde Hilal'e doğru gelen bir lokomotifi
işaret etti. Acaba o lokomotif
Hilal'i aşıp Basmane'ye girecekmiydi.
Şafak "yok abi, baksana durdu orada" dedi. Keşke tekrar demiryolu
hattına inseymişiz. Çünkü DE24000
bir kaç saniye sonra anavan olarak
Hilal'i geçti ve Basmane'ye doğru yol almaya başladı. Bu İzmir Mavi'nin
lokomotifiydi. Hilal'den
Basmane'ye giden bir lokomotifin uzak plan bir goruntusunu alma şansı
böylece uçtu gitti. Hoş o bir kaç saniyelik duraklama esnasında karar
verip
koprunun o dar aralığından tekrar
demiryolu hattına acele acele inmeyi pek gözüm yemedi. Meles nehri
kurumuştu ve aşağıya yuvarlansak
bir yerimizi kırabilirdik.
Fiat MT5500
Alsancak'tan gelip köprüye girmiş Hilal makaslarına girecek. Foto:
Orhan Berent
Alsancak demiryolu köprüsünün
yayalar için yapılmış olan kısmında beklerken Ege Mahallesinin
tantanları
kapanmaya başladı. Alsancak - Cumaovası
treni geliyordu. MT5500 bizim hizamıza gelinceye kadar epey yavaş
geldi. Bu arada demin sözünü ettiğim
dar toprak parçasına basarak bir
vatandaşımız da demiryolu hattına inmeye çalışıyordu. Çalışıyordu demek
daha doğu olur, demiryolu hattına
inseydi kesin tren ona çarpardı. Bu yüzden de epey düdük yedi zaten. Bu
olay
bizim bir kaç metre ilerimizde
oluyordu. MT5500'inin orta vagonu bizim hizamızdayken birden hızlandı
ve tangır tungur köprüyü geçip
Hilal makaslarını geride bırakıp Kemer'e doğru gitti. İşimiz bitmişti.
Bu arada İzmir'deki vapur iskelelerinde yerel bir
İzmir gazetesini satan tanıdık bir amcayı gördüm, bu mevkideki Ege
Mahallesinde oturuyordu sanırım. Biraz konuştuktan sonra "hadi iyi
nöbetler" dedi. Bizi sivil polis sanmıştı.
Ege mahallesini
sağımıza alarak Alsancak'a doğru
giderken 17:36 Alsancak - Aliağa treninin sesini duyduk. Fırsat
kaçmazdı. Şafak'la ikimiz hemen ihata duvarına çıkarak üzerine
tırmandık ve parmaklıkların arasından önümüzden geçip Halkapınar'a
giden köprüye giren MT5500'inin fotoğraflarını çekmeye başladık. Biraz
maymun olduk ama olsun o kadar. Bu görüntüler yakın zamanda tarih
olacak. İşimiz bitince Kahramanlar'dan Alsancak garına doğru yürümeye
başladık. Alsancak atelyenin olduğu yere doğru bir sokakta alçak bir
duvar var. Analog makinamdaki film bittiği için dijital olanla görüntü
almak istedim ama onun da şarjı bitmişti. Ne yapalım kısmet işte.
Fiat MT5500 Alsancak
tarafından gelip Halkapınar'a doğru giden kurba ve köprüye saptıktan
sonra. Foto: Orhan Berent
Alsancak garına vardığımızda beklediğimiz arkadaşların henüz
gece nöbetine gelmemiş olduklarını gördük. Bir
müddet oturup tanıdıklarla sohbet
ettikten sonra Alsancak Gar önünde Şafak'la vedalaşıp ayrıldık. Ufaktan
bizim gezilerin de sonu görünmüş
oldu. Saatler hafta sonunda bir saat
geriye alınacak. Artık akşam saatlerinde fotoğraf çekmek imkansız
olacak. Zaten Ocak'ta da seferler duracak.
İzmir trenleri de tarih olacak.