Çarşamba, Ağustos 30, 2006

911


11 Eylül çizgi romanlarına bir yenisi eklendi. Ernie Colon ile Sid Jacobson'un hazırladığı çalışma çeşitli haber ajansları tarafından haber olarak duyurulan şanslı çizgi romanlardan.

Pazar, Ağustos 20, 2006

üzücü bir haber

Arkadaşımız Fatih Okta'nın annesi vefat etmiştir. Merhumeye Allahtan rahmet, sevgili kardeşimize, kederli ailesine metanet ve başsağlığı dileriz.

Cuma, Ağustos 18, 2006

Yandim Ali Filme Çekiliyor...

Tarih 13 Kasım 1918… Düşman donanması Boğaziçi’ ne demirlemiş… Manzara Vahim… İstanbul İşgal Altında!

Aynı gün Haydarpaşa Garı’ nda, trenden genç bir Paşa iner. Suriye cephesinden dönüyordur… Boğazı geçerken vahim manzarayı yani düşman gemilerini görür. Herkes çaresizlik içindedir. İstanbul’ un üzerinde kara bulutlar geziyordur ama o, “Geldikleri gibi giderler” der!

Çünkü O, Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal Paşa’ dan başkası değildir.

Aynı tarihlerde, İstanbul sokaklarında, donanmadan terhis edilen bir bahriye çavuşu vardır. O’ da Tahtacızade’ lerin Yandım Ali’ sidir.

Yandım Ali Bahriye Mektebinden kaçak, donanmadan terhis, yıllarca cephelerde savaşmış ve memleketin kurtuluşundan ümidi kesmiş bir külhan beyidir.. Evli bir sevgilisi vardır. Tek hayali biraz para kazanıp sevgilisini kaçırmak ve Viyana’ ya gitmektir. Ancak…

Yandım Ali’ nin yolu bir gün Mustafa Kemal’ le kesişir. Ve o anda fikri değişir.

Sokaklarında düşman zulmünün kol gezdiği öyle bir ihanet içindedir ki memleket, kimin kimi sırtından vurduğu belli değildir. İhanet doğan güneş gibi sessiz ve batan gün gibi çabuktur artık.
İşte bu ihanetler içinde Yandım Ali, vatanın kurtuluşunun elzem olduğunun farkına varır…

link

Çarşamba, Ağustos 16, 2006

MangAnime çıkacak mı?

Diyorlar ki Türkiye'de çizgi roman kitapları koleksiyoncular için çıkıyor… Siz ne diyorsunuz?
Koleksiyoncuların satışlarda önemli bir etken oldukları, onları düşünerek yayın çıkartıldığı görülebiliyor. Koleksiyoncuların çizgi roman okurları içinde ağırlığı nedir doğrusu bilmiyorum…Bir diziyi biriktirmek ile koleksiyoncu olmak farklıdır

Bir çizgi romanın tutup tutmayacağını önceden tahmin edebilir misiniz?
Hayır, tahminim oluyor ama kendime saklamayı tercih ederim. Ayrıca ortada tahminde bulunacak çok yeni bir şey yok ki

Çoksatar çizgi romana karşı mısınız?
Baştan karşıyım demem ama kişisel olarak çizgi roman denilince herkesin aklına gelen anlamdan farklı bir şeyin peşindeyim diyebilirim.

Hepsini okumaya çalışıyorum, tekrar okumayacağım çok çizgi roman var. Bir kısmı halen piyasa koşullarında çok satıyor

Geçmişe baktığınızda çizgi romana özgü beğenileriniz nasıl değişti?
Çizgi roman hakkında yazmaya erken sayılabilecek bir yaşta yazmaya başladım. Mesafeli olmam gerektiğini düşünerek yazdım, bu durum okur olarak da etkiledi beni… Beğenileri biçimlendiren birçok etken var, yaşadığımız hayat, çevremizdekiler, mesleklerimiz, aidiyetlerimiz vesaire… Daha çok yerli çizgi romanlara ilgi gösterdiğim bir çocukluk geçirdim diyebilirim. Tutkuyla sakladığım kitaplarım oldu ama koleksiyoncu olmadım…Eskisi kadar iştahlı okumadığım çizgi romanı almaya devam etmem, bazen alışkanlıkla satın alırız, okumamaya başlamışızdır… O zamanlar mutlaka bırakırım, hatta bütünüyle elden çıkarma yoluna girdiğim çok olmuştur

Pişman olmaz mısınız? Keşke elimden çıkartmasaydım demez misiniz?
Çevremde çok koleksiyoncu var, gerekirse bana ödünç verebilirler, okurum, nefsimi köreltirim, geçer gider. Sahip olmak değil okumaktan söz ediyorum.

Çizgi roman camiası içerisinde kendinizi nasıl tanımlarsınız? Bir etkiniz var mı sizce?
Böyle sıfatları kendisine yakıştıranlar var mı ki bence ayıp böyle şeyler. Heyecan duyduğum işleri yapmaya çalışıyorum, hayat çok kısa yeni işlerle uğraşmayı tercih ederim doğrusu. Etki derken satışları yönlendirecek birisini kastediyorsan öyle birisi yok zaten.

İtibar görmüyor musunuz?
Küfür de duyuyorum. İnanın insanı motive eden bunlar değil. Elbette edebilir ama kendi adıma şöyle diyebilirim: İnsanı hayata asılmaya zorlayan biten bir işin hazzı ve yeni birisine başlamanın heyecanı…

Serüven kapanırsa ne olur?
Üzülürüm ama dünyanın da sonu değil sonuçta azınlığın dergisi Serüven.

Bir yokluk karşısında ne hissedersiniz diye sordum
Bir insanın ölümü kadar hüzün verici değil ki konuştuğumuz şey…Hani yanıbaşınızdaki insanın bir gün hiç olmaması değil bu. Ortada dergiler var, sayfalarını karıştırabilirsiniz…

Bir küskünlük, bir bıkkınlık olmaz mı?
Olur elbet…Ama hayat devam eder. Orada kalmayız.Yeni işler yaparız. Jodorowsky bir röportajında enerjiyim, çünkü çok yaşlıyım, yakında öleceğim diyor. Hayallerim var onları gerçekleştirmek istiyorum.

MangAnime çıkacak mı?
Ben çıksın istiyorum, çıksın isteyenler var. Çıkar niye çıkmasın?

Bitirme ödevim için Levent Cantek hoca ile yaptığım röportajın ödev dışı bölümü. Fotograf, oğlu Tuna’nın blogger ID resmi.

Salı, Ağustos 15, 2006

İsrail ve Hellboy

LeMan, son sayı kapağında İsrail'i Hellboy olarak resmetti.

Cumartesi, Ağustos 12, 2006

Mike Mignola Röportajı

Röportajlar bölümünde sık sık çizgi romancılara da yer vererek dikkat çeken suicide girls adlı site son olarak Mike Mignola ile Hellboy'un geleceği ve sanatçının diğer projeleri üzerine konuşmuş:

Link

Cuma, Ağustos 11, 2006

Seksenlerden piyasa görünümü...

Çizgi roman yayınlayan şirketler, “yeni pazarlama yöntemleri” de kulla­narak dönemin değişimlerinden yarar­lanmayı bildiler. Yeni pazarlama yöntemlerinden birisi, “sadece bu tür yayınları satan kitapçıların” açılmaya başlanmasıydı. Öyle ki, bugün Amerika' da 4 bine ulaşan bu dükkânlar, tüm satış­ların yüzde 50’sini gerçekleştiriyorlar. Sektörün rehber dergisi olan haftalık The Comics Buyer's Guide’ın editörü Donald A. Thompson’a göre, “Bu şekilde yapılan doğrudan satışlar, pazarı kurtardı. Söz konusu dükkân­larda, genellikle ilkgençliğini geçmiş, iş güç sahibi insanlar müşteri olarak göze çarpıyor. Yeni okur kitlesini, 16-25 yaş arasındakiler oluşturuyor. Bu pazarın en büyük firması olan Marvel Comics genel yayın yönetmeni Jim Shooter’a göre, “artık hedef okur kulesi, Star Wars ya da Indiana Jones'u seyreden 20 yaşın üstündeki kesim”. Bu nedenle kahra­manlar da artık çağın gerçeklerine uydu­ruluyor. Örneğin, Batman’in yeni maceralarında, kahramanımız, alkolün pençesine düşüyor ve eski gücünü kaybe­diyor. Yayıncılara göre, kahramanın da “düşebilmesi” daha inandırıcı oluyor.

[Seksenli yıllardan, çizgi roman marketiyle ilgili bir yazıdan, Kapital, Aralık 1986]

Perşembe, Ağustos 10, 2006

gerçekten yola çıkılıp bir noktada o gerçek aşılıyorsa....

Amerika'da bü­yük ölçüde olağanüstü güçler ve harekete da­yanan fantastik kurgularla temellendirilmeye çalışılan çizgi roman, Avrupa'da ahlaki ve psi­kolojik bir derinlik kazanır. Burada çok daha ustalıklı bir biçimde ve yazar-çizerin bireysel tercih ve hayal gücüne göre yapılandırılan “sa­natın yapay evreni” ille de “çizgi roman evrenleri”ni kapsamaz. Amerikan çizgi romanında önemli olan macro cosmosken Avrupa'da iç dünyalar, insan ilişkileri ve cinsellik (alabil­diğine çok ayrıntıyla birlikte) ön plana çıkar. Çizgi ve renkler apayrı bir anlam ve değer ka­zanır, diyaloglar ve kare yazılan uniform ol­maktan çıkıp kişisel özellikler ve kurgunun akışına göre vurgu sağlayan farklı üslupları devreye sokar. Fantastik olan karelerde görü­lenden çok insanın içindeki, yazar-çizerin her bakımdan distortion'a uğramış gözlemleri­dir. Aslında kesin sınırlar çekmek imkânsız. Amerikan çizgi romanının bazı örneklerinde (elbette en iyi olanlar) Avrupa türünün belli özelliklerine rastlanabileceği gibi bunun tam tersi de geçerlidir. Ama sonuçta, fantastik ol­sun ya da olmasın, çizgi roman her sanat dalı gibi reel ve rasyonel dünyanın dışında bir evren tasarlar ve bunun gerçekten başarılabildiği örnekleri kuşkusuz iyi olanlarıdır. Evrenini başka hiçbir sanat dalının tek ba­şına sahip olmadığı kendine has olanak ve araçlarla oluşturabildiği için yeni bir sanat tü­rüdür çizgi roman. Nasıl herhangi bir sanat ya­pıtında “gerçek”ten yola çıkılıp bir noktada o gerçek aşılıyorsa, çizgi roman için de durum farksızdır. Gerçeğin aşıldığı o noktanın bulun­masında ciddi zorluklarla karşılaşılan ve yakın zamana kadar, sonuna dek gerçeklere bağlı sanat ürünleri peşinde koşulan ülkemizde, fantastik kurguların kullanımına diğer sanat dallarından biraz daha yatkın olduğu söylene­ bilecek “iyi” çizgi romanlara ilgi duyulmaması bu yüzden doğal belki de. Ama hayal gücü ve sanatsal yaratıcılığı gerçekten meta-dışı değer­ler olarak algılayan bireylerin hızla çoğaldığı ve sanatın evreniyle gerçeklik arasındaki ayrım ve bağlantıların giderek özümsendiği top­lumumuzda, diğer sanatların yanı sıra çizgi ro­mana (gerek Avrupa gerekse Amerikan türle­ri) duyulan ilgi de giderek artacaktır kuşkusuz.

[Şahin Artan-Süper Hero’ların Dünyası ya da Çizgi Romanın Yapay evreni”, Argos Mart 1989 yazısından bölüm]

Çarşamba, Ağustos 09, 2006

Bir Yazı Yazmıştım...

Koloni e-posta grubu üyeleri hatırlayabilir, başka bir Örümcek Adam'ı dilimize dolamış, 2001 yılı civarında epey tartışmıştık. Sonraları o tartışmalardan yola çıkıp epeyce bir araştırma yapmış, çoğunluğu Britanyalı olan çizgi roman koleksiyoncuları ve araştırmacılarla mektuplaşmıştım. Bulduklarımı da Çizgili Hayat Kılavuzu adlı kitabımızda yazıya dönüştürmüştüm. Merak edenler o yazı için sitemize bakabilirler.

O günden bu yana The Spider hakkında epeyce yeni malumat çıkmış net'te. Geçmişteki belirsizlikler ortadan kalkmış. Üstelik The Spider'ın da içinde bulunduğu yeni seriler yayınlanmış. Hiç haberim olmadığı için biraz da şaşırarak yazıyorum. Merak eden varsa aşağıdaki linklere bakabilir.

The Spider
Albion
wikipedia

İvo Milazzo Serüven'de

Ken Parker’ı yarattığımız dönemde bir western çizgi romanında ateş etmeyen ve düşmanlarını yumruklamayan bir karakter yaratmak imkansızdı, çünkü o dönemde hayat daha zordu. Kadınlar bile kabaydılar, o zamanlar.Bu nedenle farklılık hikayede olmalıydı. Bu Berardi’nin her zaman yapmaya çalıştığı şeydi. Size ilginç bir not: Ken Parker’ın ilk bölümünde karakterin kalın bir sakalı vardır (Robert Redford’un filmdeki hali gibi), bir sonraki bölümde ise sakal artık yoktur. Neden bilmek ister misiniz? Çünkü İtalya’da hiçbir sakallı karakter başarılı olamamıştır. Belliki fanlar bu işten hoşlanmıyor. Böylece hikayede bir olay yaratılarak (yüzünden yaralanıyor) Ken’in traş edilmesi sağlanıyor.

[Serüven'in Eylül ayında çıkacak Güz Sayısından, İvo Milazzo röportajı]

The Further Adventures of Indiana Jones

Bir arkadaşımızın hazırladığı yazı ile ilgili olarak bilgisi olanların yardımını istiyoruz. Bizim bildiğimiz kadarıyla Indiana Jones Türkçe'de ilk kez Örümcek Adam #34’te yayınlandı (The Further Adventures of Indiana Jones #1). 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 44, 45, 46, 47, 68, 78, 83.sayılarda aynı serinin sayılarına bölümler halinde yer verildi. Tarih olarak aynı dönemlerde Güneş gazetesi de Indiana Jones ilavesi vermişti. Bu yayınlar dışında Indiana Jones’un Türkçe yayınları hakkında bilgisi olan varsa bilgi@seruven.org adresine mail atabilirler, şimdiden teşekkürler.

Freak Brothers

(...) Çizgi roman alanındaki değişim ABD'de 68 kuşa­ğının ünlü "underground" çizeri Roger Crumb'la birlikte başladı. Crumb'ın, en belirgin tutkusu iri ka­dınlar olan zayıf karakterli anti-kahramanlarının başından geçenler, çizilip yazıldıktan sonra yine yeraltı matbaalarında basılıyor ve birkaç saat içinde Los Angeles'in Height Ashbury parkında elden ele dola­şarak tüketiliyordu. Crumb, 68'in radikal eğilimlerini kalbinden yakalamıştı. Onunla birlikte, ikinci plana atılmış olan metin yazımı da hayat buluyor, hatta çizginin önüne geçiyordu.

Kısa boylu, kalın çerçeveli şişe dibi gözlüklü ve oldukça çirkin bir adam olan Crumb, kendi tutku ve takıntılarını aktarıyordu çizgilere. Aynı kendi yaşa­mında olduğu gibi, tüm kadınlar erkeklerden nere­deyse üç kat daha iriydi. Bugün, zamanında kazan­dığı paralarla aldığı çiftliğinde, kocaman göğüslü karısı, "cigaralıkları" ve 68 nostaljisiyle yaşıyor.

Roger Crumb sonrası çizgi romancılar arasında en ilgi çeken adlar Roger Sheridan, Gilbert Shelton ve Paul Mavrides oldu. Bu üçlünün yarattığı "Freak Brothers" (Çılgın Kardeşler) tiplemesi, yeraltı çizgi roman geleneğini Crumb'ın bile ulaşamadığı nokta­lara taşıdı. Bu üç "freak" kardeş; zorunlu kalmadıkça çalışmayan, kira ödemeyen, vergi vermeyen ve her fır­satta kendilerini birtakım kimyasal maddelerle zehirleyen tipler. Hayattaki en yakın dostları, üç kar­deşten şişman olan Freddy'nin "adsız" kedisi. Garfi­eld bu kedinin yanında melek sayılır!

Freak Kardeşler'in "kahramanlık"la uzaktan ya­kından ilişkileri yok aslında. Sürekli olarak onları iz­leyen narkotik polisi "Norbert the Nark"tan ("Narko" Norbert) müthiş korkuyorlar. Ancak verdikleri tüm açıklara rağmen Norbert onları bir türlü yakalayamı­yor. Freewheelin Franklin, Phineas, Fat Freddy ve kedisi, Noel ağacı olarak marihuana saksısını kulla­narak yaşamlarını "cool" bir biçimde sürdürüp gidi­yorlar...

Sheridan, Shelton ve Mavrides üçlüsü "Freak Brothers"ın yanı sıra, "Knockabout Comics Publica­tion"ın bir başka yayını olan "Slow Death"in de (Ya­vaş Ölüm) altına imzalarını atıyorlar. "Slow Death", ekolojiden kimyasal silahlara ve kansere ka­dar birçok konuyu sayfalarına getiriyor. "Knockabo­ut" şirketi, bu iki derginin yanı sıra, "Tits and Clits" (Memeler ve Klitorisler), "Young Lust" (Genç Şeh­vet), "Anarchie" (Anarşi), "Commies from Mars" (Marslı Komünistler) ve "Bizarre Sex" (Acaip Sex) gibi çizgi roman dergilerini düzensiz aralıklarla ya­yınlamayı sürdürüyor. (...)

[Barbaros Devecioğlu'nun Tempo dergisinde (6.5.1990) çıkan "Hiç de komik Değil" yazısından]

Cumartesi, Ağustos 05, 2006

Ratip Tahir'in Son Çizgi Romanı

Ratip Tahir Burak ile ilgili ayrıntılı bir çalışma yapmak istiyorum. Nerdeyse elli yıl çizmiş bir “ressam”. Çizgi romanları hakkında sanıyorum benim yazdıklarım dışında -ki onlar da değinmedir eni konu- pek bir şey yok. İki yıl kadar önce bizim Ömer (Çalışkan), Ratip Tahir’in ölümünden önceki son çalışması Solak Reis hakkında bir yazı hazırlamıştı, iyi kalitede görsel malzeme olmadığı için kullanamamıştık. Muhtemelen bu sorunu aşacağız yakın zamanda, Ratip Tahir ile ilgili bir dosya hazırlayabilirsek, Solak Reis te orada yer alacak. Bu çizgi roman 1976-77 yıllarında olmalı Yeni Asır’ın Sarmaşık İlavesinde neşredilmiş. Solak Reis’i bilmiyordum, Ratip Tahir’in o tarihlerde çizmeyi bıraktığını düşünüyordum, çünkü belli bir küskünlükle Babıali’yi terk ettiğini biliyordum. Babıali’yi terk etmiş etmesine de Solak Reis’e bakılırsa İzmir’e gitmiş, çizmeyi de bırakmamış.

Conan

(...) Kimmeryalı Conan, atı ve kılıcından başka bir şe­yi olmayan, gezgin bir “savaşçı”. Şiddetin tüm hızıy­la egemen olduğu bir dönemde, Atlantis kalıntısı uy­garlık motiflerine karşıt, çeliğin ve bilek gücünün üstünlüğünü kabul etmiş, ölmemek için öldürmeyi su içmek kadar doğal karşılayan iri yarı bir “bar­bar”. Sağ kalmasını büyük oranda elindeki çelik kı­lıcı ustalıkla kullanmasına borçlu olan Conan, savaşma yeteneğini, o fantastik çağın “arz-talep” ilişkilerine uygun biçimde bir “meta” haline dönüştürmeyi de bilmiş. “Geçimini” çoğunlukla paralı askerlik yapa­rak sağlıyor. Bu “paranın kılıcı satın alması” ilişki­si öylesine dolaysız ve doğal ki Conan için; hiçbir etik, hiçbir duygusal saplantı, altını verenin onun bileğini ve kılıcını kendi yararına kullanmasına engel değil. Kim parayı verirse, onun yanında savaşabili­yor. Ama bu, yalnızca kısa bir süre için geçerli. Gö­çebe Kimmeryalı ruhu ve “barbar” içgüdüleri, onu hiçbir ordu ya da krallığın malı haline getiremiyor. Yağmacılık da çoğu kez “meşru” bir yol Conan için. Çünkü, on iki bin yıl kadar önceki “Hiborya” çağı­nın ahlakı ve kuralları, bunu doğal karşılıyor (...)

[Burak Eldem'in "Kimmeryalı Conan Batı Uygarlığına Karşı" yazısından, 1990, Cumhuriyet Kitap, sayı:18.]

Perşembe, Ağustos 03, 2006

Asteriks Ankara'da

Asteriks Ankara'da...Düş Hekimi Yalçın Ergir'in gezi notları
link

Çarşamba, Ağustos 02, 2006

Logomuz için Kısacık Bir Animasyon

Hazırlıklarını sürdürdüğümüz kısa film çalışmalarımızda kullanılmak üzere,
Serüven logosuyla ilgili en az 10, en çok 20 saniye uzunluğunda bir animasyona ihtiyacımız var.
Katkıda bulunmak isteyen arkadaşların en geç 15 Ağustos tarihine kadar bilgi@seruven.org e-posta adresine mail atmalarını rica ederiz.

Çizgi Roman Dünyasında Rivayet Muhtelif...

Gelecekte Türkiye’de yapılan işlerin çok fazla öne çıkacağını da ummuyoruz. Çünkü henüz pazar, bu işlere harcanan emek ve zamanın karşılığını bu ürünlerin çizerlerine iyi koşullarda ödeme imkânını sunmuyor [Senay Haznedaroğlu- Oğlak-Maceraperest Genel Yayın Yönetmeni].

Türkiye’de üretim bakımından büyük bir canlılık yok, ama çok sayfalı albüm şeklinde çıkan yerli üretimler ileriki yıllarda yeni bir yol açabilir [Orhan Berent, Lâl Kitap Yayın Danışmanı].

Geniş zamana yayılarak yapılmış sınırlı sayfadaki üretimler haricinde çizgi roman yayımcılığının ülkemizde üretilen işlere kayabileceğini pek sanmıyorum doğrusu. Çok satılan dönemde bile sanayisini kuramamışken bu saatten sonra ne olabilir ki ? [Fatih Okta, Çizer-Çevirmen]

Strip dergisi, son sayısında bünyesinde yer alan çizerlerin albümlerini yayınlamayı planladıklarını duyurmuştu. Sonra Çapa Çizgi Roman grubu pes etmeden on yıldır fanzinlerini yayınlamaya ve çeşitli mecralarda eserlerini ortaya koymaya devam ediyorlar. Ankara’dan Tam Macera ekibi bomba gibi bir dergi çıkarmaya hazırlanıyor. Biz de Serüven ekibi olarak çeşitli çizgi roman projeleri üzerinde çalışıyoruz. Yerli çizgi romanın geleceği açısından ümitliyiz. İleride elimize değerlendirilecek daha çok ürün geçeceğini düşünüyoruz [Can Yaçınkaya, Serüven, Çizgi Roman Araştırmaları Dergisi Editörü].

Umutsuz olmak insan varlığına aykırı; evet, zor olacak ama gelişen teknoloji baskı maliyetlerini düşürdüğü oranda, yayınevleri Türkiye’de üretilen eserleri yayınlamaktan heyecan duyacaklardır [Erdem Aydoğan-Marmara Çizgi Yayınları Sorumlu Müdürü].

Birgün Kitap, 25/7/2006

Yeni Sayımız 15 Eylül’de

Serüven’in dokuzuncu sayısı 15 Eylül’de çıkıyor. Hazırlıkları süren sayımızda yer alacak önemli röportajlardan bir kaçını şimdiden sıralayalım. Amerikan underground ve fantasy art ekolünün büyük ismi Richard Corben, Grafik romanın etkileyici yaratıcılarından Daniel Clowes, Fumetti dünyasının saygın isimleri Berardi ve Milazzo, Türkiye’nin en ünlü çizgi roman kapak çizeri Aslan Şükür, Lost Girls çalışmasıyla Alan Moore yeni sayımızda “konuşacak” birkaç usta.